Author Archives: Ozan

Sour Grapes – C. Bukowski (Ekşi Üzümler) – Çeviri

poem1993-01-05-sour_grapes

“Her şey bitti”, dedi, “Kaybettim”
“Belki de hiç senin olmamıştı”, dedim
“Benimdi”, dedi.
“Senin olduğunu nereden biliyorsun?”, diye sordum
“bilirsin işte”, dedi, “o kadar”
“ama benim hiç olmadı” dedim ona
“bu çok kötü” – yanıtladı
“kötü olan ne” – sordum
“senin hiç olmaması” – yanıtladı
“bu bana kendimi hiç kötü hissettirmedi”, dedim
“Anladım”, dedi, “şimdi beni yalnız bırak!”
“Nasıl istersen”, dedim ve bir tabure kadar uzaklaştım barda
İçkisine dalmış orada öylece oturuyordu
Ne kaybettiğini bilmiyordum
ama ben hiç sahip olmamıştım
o ise kaybetmişti
ve böyle ise
durum hemen hemen ikimiz için de aynıydı
kimi insanlar her şeye gereğinden fazla anlam yüklüyorlar
İçkimi bitirip oradan ayrıldım.

Advertisements

Группа Аркадий Коц – Стены (Duvarlar) – Çeviri

Однажды дед говорил мне,
Когда светало вдали,
Мы с ним у дверей стояли,
И телеги мимо ползли.

Bir gün dedemle
Gün ağrırken
Kapıda dikilirken
At arabaları geçerken yanımızdan
Dedem bana dedi ki,

Видишь ли эти стены?
За ними мы все живём,
И если их не разрушим,
То заживо здесь сгниём.

Şu duvarları görüyor musun?
Onların ardında yaşıyoruz hepimiz
Ve eğer sen onları yıkmazsan
Burada diri diri çürürsün

Давай разрушим эту тюрьму
Здесь этих стен стоять не должно
Так пусть они рухнут, рухнут, рухнут
Обветшавшие давно

Bu zindanı yıkalım
O duvarların burada işi yok
Yıkılsınlar, yerle bir olsunlar
Köhne duvarlar

И если ты надавишь плечом
И если мы надавим вдвоем
То стены рухнут, рухнут, рухнут
И свободно мы вздохнем

Eğer omuz verirsen
Beraber omuz verirsek
O zaman yıkılırlar
Ve biz de özgürce ölürüz

Руки мои в морщинах,
С тех пор прошло много лет,
И сил всё меньше и меньше,
А стенам износу нет.

Ellerim nasırlaşmış
O zamandan bu zamana yıllar geçmiş
Ve gücüm gittikçe azalmış
Duvarlar aynı, kusursuz

Я знаю, они гнилые,
Но сложно их одолеть,
Когда не хватает силы.
И я прошу тебя спеть:

Çürükler, biliyorum
Yine de kurtulmak zor
Gücüm tükendiğinde
Yetiş bana

Деда давно не слышно,
Злой ветер его унёс,
Но мы с ним стоим всё там же,
Под тот же грохот колёс,
И когда кто-то проходит мимо,
Я стараюсь погромче петь,
Ту песню, которую спел он,
Прежде, чем умереть.

Uzun zamandır dedemden haber yok
Öfkeli bir rüzgar önüne kattı sesini
Biz hala oradayız onunla
Tekerleklerin gümbürtüsünde
Ne zaman biri yanımızdan geçse
Daha bir gür sesle söylüyorum şarkıyı
Onun söylediği şarkıyı
Ölmeden önce


Cehalet

Mide ağrıları çeker
Ya bozuk yemekten
Ya da cehaletten İNSAN
İroni – biçare


Hope & Death

Flees
A bright flash light
a cup full of water
a dark room
death

sun-drenched windows
trees in the wind
dreaming mind
hope


Dışarda kar yağıyor

Yıllar önce dinlediğim bir şiir
Yazan İhsan Yüce
Hem iyi hem de kötü rollerde oynayan
Sinema sanatçımız
O zaman dışarda kar vardı
Şimdi yok
Çünkü o dışarısı yok artık
Bu şehir arkamdan geldi yine
dönüp dolaşıp geldik yine memlekete

Nerde kalmıştık?
Şiirlerde kalan bir sevgiliydi
Dokunamadım sayarım
Yavuklusu vardı
Ayrıca biraz da büyükçeydi yaşı benden
Evlenip de ayrılmış üstelik
Ne olmuş demeyin
Ben 20 lerin başında bir genç o zaman
Her neyse
Görünen o ki
Kalmış biryerlerde
izi

Kısacası Muazzez,
Kahrediyorum yine
“Babanın şarap çanağına,
Gogen’e,
kadere,
sana,
bana
bir de gittiğin arabanın tekerine”

mesele yine aynı
yanlış zamanda, yanlış mekanda
bir aşk terakkisi


Second Try

I think I am finally learning

how to write a poetry

You just write it as it is

a glass of

handmade wine

came from hundreds of kilometers away

Drinking it with a very young friend of mine

a childhood friend -very close-

she drops the glass and the carpet is full of wine

Then begs for mine

Not to forget

the classical music

plays silently

Everything tastes sour tonight

the memories

the music

and the wine


Yaşlandıkça

 

yolcu – insan
anılar han
rüzgar – zaman
sevinçler ve hüzünler birer armağan

Esiyor zaman
arıyor insan
dinlenebileceği bir han
o handa sevdiği bir armağan