Category Archives: Şiir

Yaşlandıkça

 

yolcu – insan
anılar han
rüzgar – zaman
sevinçler ve hüzünler birer armağan

Esiyor zaman
arıyor insan
dinlenebileceği bir han
o handa sevdiği bir armağan

 

Advertisements

İnsanlık

O kadar kalabalığız ve

o kadar yalnızız

kargaşada annesini kaybeden

çocuğun yalnızlığı bu

Sen ve

seni tamamlayacak O’nu

bulmanın zor olduğu

bir yalnızlık, kargaşada bir yalnızlık.

İnsan seline kapılmanın

çoğunluğu uymak ile

kendin olabilmek arasında

bir canbazın bile

üstesinde gelip gidemeyeceği

ipincecik

bir çizginin etrafında

yalpalanmaktan ibaret

hayat dediği

çoğumuzunkisi


Çukur

Her gelen
Yeni bir çukur açar
Hergelenin kalbine
Ve gelen
gideninkini dolduramaz
Hepsinin yeri ayrı
ve ayrı ayrı
özler gönül
o terkedip gidenleri


Aşk-Atak

Kelimelere gizlendi
Açıklanabilinir sanıldı
Ve lafına kandı
O, O’nun
O da O’nun
Taşıyamadı bunca ağır
yükü
Aşkım, canım, cicim gibi
tabirleri
ve bitti.
Ayrıldılar.

Kalıcı bir iz sevgi
Gerçek bir aşk salgınından
arda kalan
Onu kelimelerde değil
Semptomlarda arar
Kâmil olan


Hırsız

 

Sen hırsız,

benden çalma

çalma umutlarımı, hayallerimi

ömrümden çalma,

Yalan söyleyip durma

Varsa Gönlünde

yataklık ettiğin

bir başkası

 

olmaz sana olan sevgimin

dahası

Hırlı bir kalpsiz de olabilirsin

Sana olan aşkları göremeyen

Hırlı bir  kör budala da

Sen

elinde aynı anda

birkaç papatyanın

canını yakan

haylaz kızın biri

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Özlem

İki çocuksu el tutuştu önce

Sonra Ay tutulması misali,

Kaldı gözleri küçük delikanlının

İri gözlerinin gölgesinde kızın

 

Kurtuldu Ay…

Tutuldu Ay…

 

Tekrar tekrar…

Ya geç kalan ya da sürekli geçen – vagonu bitmeyen, fark edilemeyen –

bir trene benzeyen sevda onlarınkisi

Bilinmez

Sıradan olur diye

o hala

sevdiği kıza “seni seviyorum”

diyemez


Ölüm

Ölüm oradaydı
Parktaki tahta masaya yakın
sessizce
bizi dinliyor
ve bizi bekliyordu

Şarap
içimizi dolduruyor
içimizdeki anılarla
yer değiştiriyordu

Ölüm yaklaşıyor
geçmiş daha da uzaklaşıyordu

Yağmur mu
Yoksa çimlerin fiskiyeleri mi
ıslatmalıydı kederli yüzlerimizi
bilmiyorum

Ama ölüm
o gece oradaydı